Tanrı kelimesinin kökeni neredendir, Allah ismi Yerine Tanrı ismini Kullanabilir miyiz?

Tanrı kelimesinin kökeni neredendir, Allah ismi Yerine Tanrı ismini Kullanabilir miyiz?

Tanrı kelimesinin kökeni neredendir, Allah ismi yerine Tanrı ismini kullanabilir miyiz? Hıristiyanlığın Doktrinlerinden birisi olan, Hz. İsa’ya INRI, yani Tanrı denmesinin sebebi nedir?

Hıristiyanlıkta INRI ne anlama geliyor?

Was bedeuted in christiyantum INRI?

“Wie im Markus-Evangelium Kapitel 15, Vers 15 nachzulesen ist, ließ der römische Statthalter von Judäa und Samaria, Pontius Pilatus, die Kreuzigung Jesu vollziehen.

Am Kreuz ließ er eine Tafel mit der lateinischen Inschrift INRI – Iesus Nazarenus Rex Iudaeorum – anbringen, was soviel bedeutet wie: „Jesus von Nazareth, König der Juden“.

Yazar: Manfred Zorn

Markos İncili’nin 15. bölümünün 15. ayetinde okunabileceği gibi, Roma’nın Yahudiye ve Samiriye valisi Pontius Pilate, İsa’nın çarmıha gerilmesini gerçekleştirmiştir.

Haç üzerinde INRI – Iesus Nazarenus Rex Iudaeorum – Latince yazılı bir plaket vardır, bu çarmıhtaki öldürdüğümüz TANRINIZ Nasıralı İsa yani INRI nın anlamı “Nasıralı TANRI İsa yı öldüren” yahut ta “Yahudilerin Kralı TANRISI (Yahuda), Nasaralıların TANRISI isa yı öldürdü” anlamına geliyor.

Hristiyan kaynaklarında bulduğum bilgiye göre markus incilinde yazdığına göre, İsa’yı çarmıha gerdiklerini varsayanlar, o çarmıh üstüne o günün Kralı Philippe olacak galiba, çarmıhın üzerine I.N.R.I yazmış.
Daha önceki vaazlarda anlatmıştık, Allahu Teala, bildiğimiz kadarıyla, 2 peygambere, ve bir de Cebrail Aleyhisselama dublör kullanmış demiştik. işte İsa efendimizin 12 tane havarisi, bir de 13. yudas, ona kalleşlik eden ıstakoz cibilliyetli havarisiı varmış, toplam 13 Havari.
son yemekte havarilerini toplamış, yemek arasında onlara Hz isa sormuş:
“Beni en çok Hanginiz seviyor” demiş.
Yudas demiş ki:
“En çok ben seviyorum seni” demiş,

judas’te İsa efendimizin dublörü olan havarisi imiş, burada dublörden kastımız, isa efendimize, beden ve sima olaraktan en çok benzeyen havarisi demek manasında. Judda hainlik etmiş yahudiler ile düşmanla birlik olmuş, ve O’nlar İsa efendimizi öldürmeye niyet etmişler, ve ona İsa efendimizin yerini göstermesini istemişler.
Hani Arnold Schwarzenegger’in son genesus filminde, insan soyunu devam ettirecek kadının sevgilisi olan oğlu, bir yerde iki tane hale geliyor, birisi sahtesi birisi gerçeği, o filmde işte, İsa efendimizin bu olaydaki bu hali canlandırmaya çalışılmış. isa efendimizin 12 Havari sini gerçek havarisi kabul ederiz 13. yü hain olarak biliriz. Bir atomda elektronlar yörüngelerinde, 2 tane 3 tane olabilir, fakat en son dıştaki yörüngede ki elektron, diğer elementlerin elektronları ile, moleküller bayağı kuracak olan, geçişken elektron dur. işte 13. Havari 2 farklı elementteki bağlantıyı kuracak olanö 13ç elektronu daö İsa efendimizin havarileri arasındadır, elektronları arasındadır. Fakat o dış yörüngededir, ve genellikle tek bir tane olur, irregulaallar hallerde olabilir. Her atomda, çoğunlukla O, çekirdekten kolayca koparılabilen elektron dur, O yüzden, İsa Efendimiz, Beni en çok kim seviyor deyince, Yudas En çok ben seviyorum demiş. Evet gerçekten de en çok seven o, ve hatta o kadar ki, ona en çok benzeyen o, Aynısının tıpkısı isa Efendimiz gibi. Hz isa dediki: Korkarım ki, üzülürüm ki, bizden ilk ayrılacak olan sen sin demiş ona. Çünkü atomdan ilk ayrılacak elektron, en sondaki 13. elektron olduğunu biliyor, bizden ilk ayrılan kopan elektron sen olacaksın diyor. judas (Yudas) Bunun böyle olduğunu anlamıyor işte. Bir atomdan en kolay koparılan elektron,dış yörüngedeki yani çekirdekten uzak olan elektron, çünkü o’nun çekim kuvveti, dışdaki yörüngede olduğu için Zayıftır, kolay koparılır. Durum Böyle olduğu için, İsa efendimizin atom yapısından, ya da Güneş sisteminden ilk kopan elektronu (Judas yani Yahudi olan Havari)dir. ondan ilk ayrılan elektronu dur, fakat İsa Efendimizi en çok seven, ona en çok benzeyen, ve İsa efendimizin elektronların dan birisidir, O da dışlanamaz, o elementin elektronlarından birisidir.
işte Kral Philipus Haçın üstüne Tanrı yazaraktan demek istiyor ki işte, Haşa ve kella,
“tanrıyı çarmıha gerdim ve öldürdüm” demek istiyor.
Haç takan ve ona tapan bütün Hristiyanlar gavur dur, kitaba inanan filan değildir, haç takmak demek, İşte onu öldüren Judosa yada Kral Philipusa tapmak demektir. Onun öldürdük, Hani TANRIYDI? onu yani TANRINIZI öldürdük manasındadır. Evet Yahudilerin konuştukları analaştıkları, Hz isa nın yerini sorduklari kimsenin Hz İsa mı, Yoksa Jahuda mı olduğunu bilmiyorlardı, ikisi aynı, o yüzden hangisi İsa ve, hangisi havari Juda bilmiyorlardı. Anlaşma yaptıkları aslında Juda degil Hz İsa idi. judas ise, feda edilen dublör idi. ayrılan elektron onlar santral ki onu işaret ettiği yerde İsa ve Halbuki gösteren İsa idi çarmıha gerdiler Ve Tanrı öldürdük dediler Halbuki elektron, Ataomun en son yörüngesindeki kopan elektron, geçişken elektron. çekirdeğe yakın olan elektron, en zor koprarılan elektron dur. Atomun kendi içinde, Proton, nötron ve elektron bulunur, Protonu koruyan, elektronlardır.
işte Peygamberimiz de Hz. Ömer efendimize sormuş:
“Beni ne kadar seviyorsun ya Ömer?” demiş.
Hz Ömer’de
“Anamdan Babamdan çok seviyorum” demiş,
Peygamber Efendimiz de:
“Beni canından daha çok sevmedikçe, iman etmiş olamazsın” demiş.

Protonu korumak için, anandan, babandan, canından çok sevmek zorundasın, en çok seven en uzaktaki, en kolay Koparılan Fedai olan elektrondur. O’nun yoluna canını feda eden elektron gibidir.

Hz. İsa Efendimiz, o olaydan sonra Meryem annemizle birlikte, TANRI dağlarına, Tanrı Dağlarının eteğine kaçmıştır. O gün kutuplar terstir, bugünkü gibibir değildir, ilk “Star Gate” Deltoid, Tanrı Dağları’nda açılmıştır.

INRI kelimesinin manası da, onların dili ile “Bu çarmıhta öldürdüğümüz, Nasıralı İsa, O’nu Öldüren, Yahudilerin kralı Yahuda” mânâsına geliyormuş, yani Yahudiler o gün yudasin hainliğiyle Tanrıyı öldürdük demek istiyorlar. İsa’ya öldüren değil de, ya da öldürülmesine sebep olan juda, Yani Yahudi judas a taptiklarını söylüyorlar, judası yani Haşı öpüyorlar, haini kutladıklarını söylüyorlar yani.

Peygamberimiz Buyurdular :

Mehdi bu ümmettendir ve Hazret-i İsa’ya imam olacaktır. Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, çok sürmez Meryem oğlu İsa adil bir hakem olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak ve mal o kadar çoğalacak ki, onu kabul eden kimse bulunmayacak.”

(Sahih-i Müslim, 6/532) (İmam-ı Suyûtî)

Raşit Tunca makalesi sonu

Schrems, 16 Temmuz 2021 Cuma akşamı, saat gece yarısını 39 geçe bu makale yazıldı bitti.

Alttaki Diğer Bilgiler

internet aramasında Bulduğum Bilgilerdir:

“Allah” lafza-i celal Allah’ın ism-i hassıdır/özel ismidir. Kur’an’da -besmelelerle birlikte- 2800’den fazla “Allah” ismi geçmektedir.

İhlas suresinde yer alan,

“De ki: O Allah’tır, birdir.”

mealindeki ayet, Allah’ın kendine bu ismi taktığını açıkça beyan etmiştir.

“İster Allah diye çağırın, ister Rahman, fark etmez, güzel isimler onundur…” (İsra, 17/110)

mealindeki ayette de Allah lafza-i celal ile, Rahman ism-i celili arasında bir fark olmadığı, ikisinin de O’nun özel isimleri olduğuna işaret edilmiştir.

Allah isminin “ELH” veya “VLH”den müştak olduğunu söyleyenlerin yanında, İmam Şafii gibi birçok büyük alimlere göre, bu isim mürteceldir / türetilmemiştir, sadece Allah için kullanılan bir özel isimdir.

İlah, mabud manasına gelir. Bu kelime bu açıdan hem batıl ilahlar, putlar için kullanılır hem de hakikî mabud olan Allah için de kullanılır. “La ilahe illellah” sözcüğü bu iki hususu da içinde barındrımıştır. Fakat, Yüce Yaratıcı’yı sadece mabut vasfıyla değil, bütün sıfatlarını çağrıştıran bir unvanla zikretmek istediğimizde bunu Allah ismiyle yaparız. Çünkü, bu isim ancak böyle kapsamlıdır.

İlah ve tanrı kelimeleri, “Allah” lafza-i celalin yerini tutamaz. Bu sebeple, “tanrı” kelimesi ile “ilah” kelimesi birbirinin yerine kullanılabilir.

Bir âyet-i kerimede,

“En güzel isimler Allah’ındır. Allah’a bu isimlerle dua ediniz” (A’raf, 7/180)

buyurulur. Bu âyet, Cenab-ı Hakk’ın birçok isimlerinin bulunduğuna işaret etmektedir. Her birisi güzel ve ulvî mânâlar ihtiva eden bu yüce isimlere “güzel isimler” mânâsında “esmâ-i hüsnâ” denilmektedir. Bu İlâhî isimlerden bazıları şunlardır:

“Vâhid, Evvel, Âhir, Zahir, Bari, Musavvir, Rahman, Rahîm, Hayy, Kayyum, Halim, Kerîm, Tevvâb, Rezzâk, Muhyî, Mümît.”

Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin tamamı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı âlimler esmâ-i hüsnânın bin kadar olduğunu beyan ederler. Nitekim, Peygamberimiz (a.s.m.) Cevşenü’l-Kebîr isimli hususî duasında Rabbine bin bir isim ve sıfatla niyaz etmektedir. Yine bazı ulema ise bu isimlerin dört bini bulduğu kanaatindedir. Bu isimlerin ise ekserisini sadece Cenab-ı Hak bilir. Bir kısmını melekler, diğer kısmını da meleklerle birlikte peygamberler bildiği gibi; mü’minler de Peygamberimiz (asm)’den öğrendikleri kadarıyla malûmat sahibidirler.

İbnî Mâce ve Tirmizi gibi hadis kitaplarında esmâ-i hüsnâ hakkında rivayet edilen hadis-i şeriflerde Peygamberimiz (asm) bu isimleri bir bir zikretmekte ve faziletini bildirmektedir. Esmâ-i hüsnânın sayıldığı hadis-i şerifin baş kısmının meali şöyledir:

“Şüphesiz, Allah’ın doksan dokuz, yüzden bir eksik ismi vardır. Muhakkak Allah tektir, tek olanı sever. Kim o doksan dokuz ismi sayarsa veya ezberlerse Cenab-ı Hak onu cennetle mükâfatlandırır.” (İbni Mâce, Dua 10; Tirmizî, Dua 83)

Ancak, bu müjdeye mazhar olmak için sadece isimleri sayıp ezberlemek kâfi gelmez. Bu İlâhî isimlerin içinde bulunan ve taşımış oldukları ulvî mânâları düşünüp, kâinat yüzündeki tecellî ve akislerini müşahede etmeyi de unutmamalıdır. Meselâ, Allah’ın Rezzak olduğunu bilip düşünerek rızık için endişeye kapılmamalı. Rızkı helâlinden aramalı, kanaatkar olmalı. Cenab-ı Hakk’ın sadece insanın kendisini değil, en küçük mikroptan file kadar, parmak kadar balıklardan tonlarca ağırlıktaki balinalara kadar milyarlarca canlının ve bitkinin rızıklarını hiç şaşırmadan, ihmal etmeden, en güzel bir şekilde ihsan ettiğini düşünüp tefekkür etmek Rezzâk ismini okumanın bir cihetidir.

Cenab-ı Hakk’ın isimleri tevkîfîdir, yani semavîdir. Bu isimlerin büyük bir kısmı Kur’ân-ı Kerim’de zikredildiği gibi, geriye kalanlarını Peygamberimiz (asm) bildirmektedir.

Peygamberimiz (a.s.m.) de zikretmiş oldukları isimleri Rabbinden öğrenerek bildirdiğine göre, Cenab-ı Hak için bu isimlerin kullanılmasına dikkat edilmesi gerekir. Yani, Allah sadece Kur’ân’ında bildirdiği ve Habib’ine öğrettiği isimleriyle kendisine niyaz edilmesini istemektedir. Başta mealini verdiğimiz âyet-i kerime bu mânâya işaret etmektedir.

Cenab-ı Hakk’ın, söylendiği zaman kalb ve gönülleri dolduran ve kâinatı mânâlandıran “Allah” ismi-i celâli ve doksan dokuz mübarek ismi ve sıfatları bulunuyorken, Onu başka uydurma isimlerle anmak ne kadar yakışıksız bir hareket olduğu açıktır. Bunun yanında ilah kelimesine karşılık gelen farklı dillerdeki isimlerin kullanılması da caizdir. “Ya ilahi” anlamında “Tanrım” ifadesi kullanılabilir.

Buna göre “tanrı” kelimesi “Allah” lafzının yerini tutmaz. Ancak kişi isterse Allah’ı niyet ederek, bir yaratıcıyı kasdederek, İlah ya da Tanrı diyebilir.

Tanrı dağı nerede? Tanrı dağları nerede bulunur?

Tanrı Dağları, (İngilizce ‘Celestial Mountains’), Orta Asya’da bulunan büyük dağ sistemlerinden birini oluşturan sıradağlar. Nihat Atsız’ın “Kürşad’ın narasıyla indik Tanrı Dağı’ndan/Ruhumuzu doldurduk, Orhun kaynağından/Bu kaynaktan içenin yüreği tunç olur/Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur” dizelerini yazarak hayranlığını dile getirdiği Tanrı Dağı, bugünkü siyasi coğrafya dikkate alınırsa, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Çin’in Sincan Otonom Bölgesi’nin merkezi kısımlarına yayılır.Tanrı Dağlarının 1,000,000 km2’lik alanı kapladığı hesaplanmıştır.

Tanrı Dağları, (İngilizce ‘Celestial Mountains’), Orta Asya’da bulunan büyük dağ sistemlerinden birini oluşturan sıradağlar.

Bugünkü siyasi coğrafya dikkate alınırsa, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Çin’in Sincan Otonom Bölgesi’nin merkezi kısımlarına yayılır.Tanrı Dağlarının 1,000,000 km2 lik alanı kapladığı hesaplanmıştır.

Kuzeyde Çungar ve Güney Kazakistan düzlükleri, güneydoğuda Tarım Havzası, güneybatıda Hisar ve Alay Sıradağları ile sınırlanır.

Tanrı Dağlarını Pamir Dağ Sisteminden Hisar Vadileri ayırır.
Tanrı Dağları Palaeozoik Çağ’da (540-245 milyon yıl önce) kristalin ve sediman kayaçlardan oluşmuştur. Bölgenin kuzey ve doğu kısmı Palaeozoik başlarındanki dağ oluşumları sırasında kıvrılarak yükselmiştir. Güney ve Batı kesimler ise metamorfoza uğramış sediman kayaçlar olup volkanik oluşumlar nadirdir. Bölgenin kıvrılması Palaeozoik’in geç dönemlerine rastlar.

Tanrı Dağları yaz ve kış büyük ısı farkları ile karakteristik şiddetli kara iklime sahiptir. Karakteristik olan kuraklık kendini çevreleyen çöller ve kurak bölgelerde belli eder. Bu alanlar yılda ortalama 2,500 saatlik güneş ışığı absorbe etmektedir. Dağlarda yükseklik arttıkça, iklim gittikçe soğur. Daimi donmuş topraklar 3,000m yükseklikten sonra yaygındır. Atlantik Okyanusu’ndan gelen hava kütleleri yağışlarını batı ve kuzeybatı Tanrı Dağları eteklerine (2700-3000m) bırakır (710-790mm). Doğu ve İç Tanrı Dağlarında toplam yağış oranı azalır. Güney Tanrı Dağlarında en fazla yağış Mart-Nisan aylarındadır. Burada yaz mevsimi kurak geçer. Batı ve Kuzey Tanrı Dağlarında yağış çoğunlukla Nisan-Mayıs aylarındadır. İç ve Doğu Tanrı Dağlarında ise yağış yaz aylarındadır.

Isı, Tanrı Dağlarında yüksekliğe göre çok değişim gösterir. Dağ eteklerinde yaz ayları sıcak geçer. Temmuz ayında ortalama ısı 23 °C ye ulaşır. İli çöküntü havzasında 34 °C, iken Tanrı Dağlarının 3,300 m’lik kesimlerinde +5 °C ye düşer. Bu bölgelerde yaz boyunca geceleri don olayına rastlanır.

Author: RasitTunca